Ekin Yazın Dostları – Tiyatro

Ekin Yazın Dostları'nın Tiyatro Kaynağı

Ders (Tiyatro Fora)

Posted by Aydın Ergil 15 Eylül 2013

Ders

Yazan: David Mamet
Yöneten: Tufan Karabulut

Oynayanlar: Tufan Karabulut, Suzan Acun

Önceden duyurulan oynayanlar: Tufan Karabulut, Elvan Boran

“Siyasal Doğruluk” akımı

“Ders” Amerikan Üniversitelerinde 1978’de başlayan, 1990’larda yoğunlaşan ve sertleşen “Siyasal Doğruluk” akımını yansıtır. Belirli ilkeleri olan gruplar, bu ilkeleri benimseyip uygulamakta, daha da öte, bunu benimsemeyenlere karşı şiddete varan davranışlarda bulunmaktadırlar. Amerika’da gerçek bir olayın senato tutanaklarından esinlenilerek yazılmış olan oyun, duygu yüklü bir kadın-erkek savaşıdır; izleyiciyi yürek kaldıran bir doğruya ulaştırır, güç, ayrıcalık, istismar ve eğitim süreci konusunda sorular sormaya yöneltir.

Oyunda öğrenci gücü ve öğrenci öcü işlenirken, yüksek öğrenimin değerleri tartışılmaktadır. Bu öğrenime uygun olsa da, olmasa da, değerini bilse de, bilmese de, yüksek öğrenim her öğrenci için bir hak mıdır? Daha çok öğrenci, daha kötü öğretim midir?

Anahtar sözcüklerde

Bu oyunda da, Mamet’in diğer oyunlarında olduğu gibi, anahtar, sözcüklerdedir. Profesör John, birinci perdede öğrenciyle çok sevecen konuşurken, istediği evi satın alması tehlikeye düşünce, telefonda “canına okurum” edasıyla söylenir ve “yasalara baş vurma” tehdidini savurur. Öğrenci “öğret bana” diye bağırır, profesörün onun beynini geliştirmesine, doğuştan hak sahibiymiş gibi davranır. Bu olmayınca öç alma tutkusu başlar. Güç öğretmenden öğrenciye geçmiştir. Kız yalnız değildir. Arkasında “benim grup” dediği güçler vardır. İkinci perdede öğrenci Carol, onun babacan konuşması ve dokunmasını “cinsel taciz” olarak suçlar. Profesör belli sözcüklerin belli anlamları olduğundan yanadır; öğrenci, sloganları yeğleyen grup akımlarına sığınır.

Öğretmen-öğrenci ilişkisi

Öte yandan, profesöre göre, öğretim öğretmene dayanır. Öğrenci sadece sorumluluk taşır. Öğretmen kendini iktidar sahibi yüce bir güç olarak görür, öğretim sorunlarına, güçlüklerine duyarsızdır, tanıklar önünde hayranlık kazanmaya alışmıştır. Profesörün yanlışı, eğitim sisteminin çöküşüne katılmaktır. Öğrenciye en yüksek notu vermeyi vaat eder, yeter ki gelsin, konuyu yeniden tartışsınlar. Artık öğretmen öğrencinin çekiciliğine kapılmış, öğrenci de yeni edindiği gücü fark etmeye başlamıştır. Sonunda, kızın iğneli laflarından bunalan profesör ona vurur — artık kızın avcunun içindedir. Mamet’a göre bu öğrenci, Yeni Kadın’dır. En çirkin, en yıkıcı şeyleri, vicdanı rahat olarak, serin kanlılıkla yapar.

Mamet oyunda, dil açısından şunu anlatmak ister: Bir dokunuş ya da kaygı ifadesinin “cinsel taciz” sayılabildiği günümüzde, bu sözcüğün gerçek anlamının ötesinde nasıl kaybolduğunu gösterir. İnsanlar dil ve anlam konusunda anlaşamazsa, “hoşça kal” lafı bile kaygı uyandıracaktır.

Mamet’ı korkutan nedir? Öncelikle, siyasal doğruluk akımı nedeniyle ifade ve düşünce özgürlüğünün yok olması olasılığı; ikincisi, deli bir kızın bir el değmesine bile “cinsel tecavüz” dedirtebilecek kadar bir dilin aşağılanması; üçüncüsü de erkeklerin artık herhangi bir kadının cinsel taciz suçlaması karşısında âciz kalmaları.*

“Ders” Kasımda başlıyor

David Mamet’in yazdığı Tufan Karabulut’un yönettiği oyunda, Tufan Karabulut ve Elvan Boran rol alıyorlar. “Ders” sezon boyunca “Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi”nde izlenebilir.

Tufan Karabulut

Genel Sanat Yönetmeni

Reklamlar

2 Yanıt to “Ders (Tiyatro Fora)”

  1. SERAY ANIL said

    Tiyatro Fora oyun metinlerini seçerken içeriğe büyük önem veriyor, izlenimime göre tiyatronun tercihi oyunların seyirlik zevki içermesinden öte seyirciyi düşünmeye sevk etmesi, Ders de bu bağlamda sorgulamalarıyla zenginleşmiş güzel bir metin. Amerikalı tiyatro yazarının elinden çıkan metin tiyatronun geçmiş yıllardaki seçimlerine oranla daha evrensel dolayısıyla daha rahat içselleştiriliyor. Tufan Karabulut Ders’teki performansıyla geçmiş yıllardan daha başarılı. Özellikle ani ve anlık öfke nöbetlerine geçişi ustaca. Oyun boyunca hem konuşması hem de tavırlarıyla “ukala” profesörü çok iyi yansıtıyor, oyunun finalindeki başarısıyla da seyirciyi kendisiyle tam olarak özdeşleştirmeyi başarıyor. Suzan Acun’un oyunculuğu ise seyirciye tam olarak geçmiyor. Oyunda tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi gerçek bir haklı yok, sadece daha çok haklı olan var, tehlikeli sularda yüzmeyi kısmen iyi niyetle ve eğlencesine seven ile mutlak kötü ve tehlikeli olan var. İnsanın doğasında yer alan güçsüz gözükenle daha çok özdeşleşme eğilimi belki profesörü çoğumuzun gözünde akladı ama gerçekte profesörün de tam anlamıyla masum olduğunu söylemek zor, bu durum metnin çekiciliğini daha da arttırıyor. İzlemenizi öneririm.

  2. Tiyatro Fora’da Amerika Tiyatrosundan oyunları izlemeyi sürdürüyoruz. Bu kez de öğrenci öğretmen ilişkisinden hareketle ortaya çıkan savaşımı izledik. Tiyatro Fora “In yer face” akımına pek girmezdi, bu kez kısa bir bölümde de olsa onu uygulamış, birazcık küfür birazcık şiddet. Oyunda “tecavüz” suçlamasının aslında taciz yerine neden yapıldığu yukardaki açıklamada var. Oyunda haklı olan öğrenci gibi gösterilse de aslında öğretmenin olduğu anlaşılıyor. Öğretmenler ya da yöneticiler bazen “konum gücü” ile çevrelerinde egemenlik kurmak isterler, oyunda bu da veriliyor. Bu çüçten hareketle, başkalarına göre ak olan bir değerlendirmeyi kara olarak belirleme hakkını kendilerinde bulurlar, yagılar nesnel değil öznel olduğunda da iş çığırından çıkar. Herkes az ya da çok bu haksızlığa uğrar. Bu değerlendirmeleri izleyicilere bırakmak en doğrusu. Oyunculuklara gelince, Tufan Karabulut, eski stilini sürdürüyor, “söyleneni umursamaz, küçümseyici” konuşma tarzı bu kez senaryoya uygun. “Zıvanadan çıktığında” da “tozutmayı” başarıyor. Suzan Acun da sözlerde başarılı, beden dilini ise baştan sona gözden geçirilmesini öneriyorum. Sözlere çok uygun olanlarla olmayanlar var.

Sorry, the comment form is closed at this time.