Ekin Yazın Dostları – Tiyatro

Ekin Yazın Dostları'nın Tiyatro Kaynağı

Örümcek Kadının Öpücüğü (Tiyatro Hal)

Posted by Aydın Ergil 20 Eylül 2013

“Örümcek Kadının Öpücügü”

Uyarlayan-Yöneten: Oğuz Utku Güneş

Yönetmen Yardımcısı: Destan Batmaz

 

Oyuncular:

Göktay Tosun , Çağdaş Tekin , Melina Özprodomos, Ayşegül Bahtiyaroğlu, Oğuz Utku Güneş

 

TiyatroHal  2013-14 Sezonunda Manuel Puig’in dünyaca ünlü eseri Örümcek Kadının Öpücüğü’nü sahneleyecek.

70’ler Arjantinini fon alan oyun , gerek cinsel kimlikleri  gerek siyasi fikirleriyle yaşadıkları çağın egemen düşüncesine uymadıkları için bir hapishanede aynı hücreye tıkılan , birbirine zıt iki mahkum Molina ve Valentin arasında geçiyor.

Geçtiğimiz sezon Sidikli Kasabası Müzikali ve Albert Camus’un Adiller (Doğrular) adlı eserini sahneleyen Oğuz Utku Güneş’in “tiyatro edebiyatında devrim üçlemesi”nin son ayağı olan Örümcek Kadının Öpücüğü sezon boyunca Mecidiyeköy SahneHal’de izlenebilecek. Roman, oyun  ve film senaryosundan uyarlanan eserde 1942 yapımı gerilim filmi Kedi İnsanlar’da sahnede can bulacak.

Kasvetli bir hapishane hücresi ile Hollywood’un ışıltılı dünyasını biraraya getiren uyarlamada  gerçeklik ve tutsaklıktan uzaklaşan iki adam, sözettikleri filmin kahramanlarını birer oyuncu olarak karşılarında görmekte ve bir film gibi seyretmektedirler. Hatta bazı rolleri kendileri  üstlenerek filme girip çıkarlar.

Örümcek Kadının Öpücüğü ilk kez “play with in a play” tekniğine uyarlanıyor.

Reklamlar

4 Yanıt to “Örümcek Kadının Öpücüğü (Tiyatro Hal)”

  1. Nevzat Yıldıran said

    Ekin Yazın Dostları Tiyatro İzleme Grubunun bir üyesi olarak izlenimlerimi paylaşmak isterim.
    Oyunculuklar:
    Göktay Tosun (Molina karakteri – eşcinsel rolünün hakkını % 100 vermiş) Çağdaş Tekin (Valentin karakteri) her ikisi de çok çok başarılıydı. Diğer oyuncular da öyle.

    Tekst-Metin, Yönetim:
    Oyun yazarı oldukça başarılıydı. Birkaç farklı karakter ve konuyu bir arada toparlamayı başarmıştı. Psikolojik, siyasi, hayat, umut, idealler, yaşam sevinci ve azmi vs gibi bir çok unsur güzel bir şekilde ifade edilmişti. İki ayrı konuyu bir arada bazen iç içe sokarak işlemesi çok keyifliydi. Hele sonunda hayal ürünü olanların gerçek, gerçek olanların ise hayal olarak dönüşmesi çok keyif verici idi. Oyun son derece dinamik, sürükleyici ve cesurdu. (Hatta biraz fazla cesurdu 🙂 ) Bazı sahneler bu kadar çarpıcı olmalı mıydı bilemedim. Yani izleyiciye hayal gücünü kullanmasına fırsat vermemek ve her şeyi tüm çıplaklığı ile sunmak izleyici hafife almak mıdır acaba? Yoksa daha vurucu olması için gerekli midir bilemedim?

    Dekor&Işık:
    Dekor sade ve oyuna uygundu ve hatta havuzda yüzme vs gibi başka mekanların geçiş duygusunu da iyi vermişti. Işık iyi idi, müdür ile konuşmada tek spot çok iyi olmuştu. Bütün bunların yanında sahne geçişlerinde dekor değişmiyor olmasına rağmen karanlıkta kalma süresi çok uzun olmuştu.

    Müzik&Efekt:
    Müzikler ve müziğin kullanımı gereği gibiydi ve başarılıydı.

    Yatak altlarının efektif kullanılması, mutfak gereçlerinin kullanımı da çok keyifliydi.

    Kısaca, oyunu seyrettiğim için çok memnunum, çok keyif aldım ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. Başarılarınızın devamını dilerim.
    Nevzat Yıldıran

  2. Füsun Büyükgören said

    Dün gece Ekin Yazın Dostları’ndan 5 kişi olarak izledik oyunu. Çıkışta hepimiz büyülenmiş gibiydik. Bu kadar kısıtlı bütçe ve imkanla, gönüller birleştirilip böyle bir oyun yapılmış ya…Geleceğe daha umutla bakıyorum…
    Oyuncuların performansı tek kelime ile muhteşemdi. Rolleri ile öylesine bütünleşmişler ki; göz, mimik ve beden dili, sözlere eşlik ediyor…Ruhları dile geliyor. Göktay Tosun performansta ön plana çıkmakla birlikte,oyun tam bir ekip işi. Hiç biri diğerini sırtlamamış, tersine herkes birbirini tamamlıyor. Replikler, oyunun akışı, kurgusu, olayların anlatımındaki incelik ve derinlik çok etkileyici. Fonda politik olaylar, özde ise “AŞK” var…Devlet aşkı, anne aşkı, “insan” aşkı…Aşka feda edilen Can…Can’lar…Ve oyundaki son cümle. ..”gidenler mutlular…”

  3. SERAY ANIL said

    Oyunu herşeyiyle çok beğendim, her detay ayrıntısıyla çalışılmış, filmin canlandırıldığı sahnelerde başarılı ışık tasarımı ve ışk uygulamanın desteği büyük olmuş. Metin siyasi, psikolojik ve insana / insan haklarına yönelik sorgulamalarıyla oldukça zengin ve fikrimce sahnelenmesi hiç de kolay değil. İki mahkumun oyunculuğu muhteşemdi, oyunculuklarıyla birbirlerini çok iyi destekliyorlar. Bu aralar tesadüf ettiğim film içinde film ve kitap içinde kitap tarzındaki eserlere bir de oyun içinde oyun eklenmiş oldu, bu tekniğin oyundaki uygulanışını başarılı buldum. Siyasi mahkumun mahkum rolünden sıyrılıp psikolog rolüne adapte olma başarısı övgüye değer, eşcinsel mahkumun tavır ve mimiklerindeki başarı ise harika, sahnede çok eşcinsel izledim ancak ilk kez bir eşcinselli ve hislerini gerçekten anlayabildim. Bu oyunu kesinlikle kaçırmamalısınız.

  4. Küçük salonda büyük oyun. Geçen yıl beğenerek izlediğim Sidikli Kasabası’nın yönetmeni Oğuz Utku Güneş, Adiller’den sonra bu yıl Sahne Hal’de ikinci kez oyununu sahnelemiş: Örümcek Kadının Öpücüğü. Bir hapishane hücresinde bir devrimci ile bir eşcinsel, bir yandan düşlerinde bir filmi canlandırıyorlar, bir yandan da gammazlık düzenine karşı direniyorlar. Kız arkadaşını bile devrim düşüncesinin altında gören devrimci, eşcinselin özverilerinden sonra yaşama başka açılardan da bakmayı öğreniyor. “Oyun içinde oyun” tekniği çok güzel kurgulanmış. Herkes iyi oynuyor, Göktay Tosun’un oyunda öne çıkan başarısının altını çizmek isterim.

Sorry, the comment form is closed at this time.