Ekin Yazın Dostları – Tiyatro

Ekin Yazın Dostları'nın Tiyatro Kaynağı

Cibali Karakolu (İBB Şehir Tiyatroları)

Posted by SERAY ANIL SAĞLAM 02 Ekim 2014

Cibali-1

Yazan : HENRİ KEROUL- ALBERT BARRE
Çeviren : MUAMMER KARACA – REFİK KORDAĞ
Yöneten : NEDRET DENİZHAN
Koreografi : SENEM OLUZ
Sahne Tasarımı : RIFKI DEMİRELLİ
Işık Tasarımı : MUSTAFA TÜRKOĞLU
Kostüm Tasarımı : CANAN GÖKNİL
Efekt : LEVENT AKMAN

 

OYUNCULAR:

BERRİN KOPER, BETÜL KIZILOK BAVLİ, CEM KARAKAYA, CEM URAS, DENİZ YEŞİL MAVİ, DERYA KURTULUŞ, DOĞAN ALTINEL, ERTAN KILIÇ, EYLÜL SOĞUKÇAY, HÜLYA ARSLAN, HÜSEYİN KEFELİ, İBRAHİM ULUTAŞ, MURAT BAVLİ, MÜGE ÇİÇEK TÜRKOĞLU, MÜGE ÇİÇEK TÜRKOĞLU, NACI TAŞDÖĞEN , SEZA GÜNEŞ, ŞEHNAZ BÖLEN TAFTALI, TARIK ŞERBETÇİOĞLU, TUĞÇE AÇIKGÖZ, TUĞÇE AÇIKGÖZ, ZİHNİ GÖKTAY

KONUSU:

Cibali Karakolu hali hazırda varlığını koruyan pek çok gerçeğe ışık tutarak geçmişten günümüzü yansıtan eleştirel bir ayna olmayı başarıyor. Öğrenilmiş kadın erkek ilişkileri başta olmak üzere, paranın ilişkilerdeki etkisi, çeşitli kurumlardaki eksikliklerin neden olduğu yetersizlik, toplumsal ve politik yaşama dair eleştirilerle biçimlenen oyun, güldürmek kadar yeniden cevaplanması gereken pek çok soruyu da beraberinde getirmektedir.

Müzikli Komedi 3 Perde 3 Saat 30 Dakika

Reklamlar

11 Yanıt to “Cibali Karakolu (İBB Şehir Tiyatroları)”

  1. Burak Seyhanlı said

    merak ettim Oyunun müziklerini yapan besteci ile şarkı sözlerini yazan kişilerin isimleri oyun tanıtım bölümünde neden yok.

  2. Oya Tanseli said

    İBŞT’nin diğer oyunlarını seyrettikten sonra.Cibali Karakolu’nu yeni haliyle bir kez daha görelim dedik.iyi de etmişiz. Öncelikle şunu söylemeliyiz ( bizim görüşümüz tabi ) Eylül Soğukçay Şehir tiyatrolarının genç oyuncuları içinde en başarılılarından biri, gençliği,sahne sempatisi,yeteneği ve enerjisiyle çok iyi bir oyuncu adayı olduğunu kanıtlıyor. Hülya Arslan,Derya Kurtuluş,Tarık Şerbetçioğlu,Naci Taşdöğen yine oyunun lokomotif oyuncuları. Naci Taşdöğen’in alkış aldığı sahne ve şarkılı bölüm ( Hakkı-Perihan şarkısı galiba) çıkarılmış ve yanlış olmuş.İkinci perde başındaki ( Bekçi-zehra ) sahnesi neden kesilmiş, ve üçüncü perdedeki ( şikayetçi sahnesi) kimleri rahatsız etmiş anlayamadık.oyun iki perdeye inmiş ama bizler salonda perde üzerimize kapandığı halde arkada dekor değiştirme gürültülerini dinlemek zorunda bırakılarak 6-7 dakika koltuklarımızda oturtulduk.Aslında oyun tanıtımında süresi yazdığı halde süreden neden şikayet edilir anlamak zor.peki ya süreden memnun olanların düşüncesine neden önem verilmez bunu anlamak daha da zor.Süre sana uzun geliyorsa seyretmezsin.Kaldı ki gala oyununda perde arasında verilen kokteylin 40 dakikaya kadar uzaması da oyunun o gece fazladan süre aldığı gerçeğini unutturmamalı.Netice de Cibali Karakolu’nun karakolluğu epey törpülenmiş bize göre daha önceki hali daha eğlenceliydi sanki.yine de bütün ekibe sevgilerimizi sunarız.

  3. Elvidat Azade said

    “Cibali Karakolu” gala manzarası
    Genel anlamda keyifle izlediğim bir oyundu. Seyircinin oyunun uzunluğundan yakınması sanırım biizim seyircimize has bir davranış. Batı tiyatrolarında böylesine bir şikayete rastlamış değilim üstelik süresi 4 saati aşkın oyunlarda bile bu tür şikayetler duyamazsınız.Çünki sahnede oyuncu olduğu sürece sizinle aynı süreci paylaştığı sürece şikayeteniz sahnedeki oyuncuya ve oyuna hakaret olarak nitelendirilir. Her seyircinin zamanına göre oyun yapmak imkansızlığı bilinir çünki. Saatlerce tv karşısında oturan insan bir tiyatro oyununun süresinden neden yakınır ki. Sıkılan bazı seyircilerin aksine sahnede onlar için 3 saati aşan bir sürede, gözleri ışıl ışıl, bitmeyen, azalmayan tempolarıyla ter döken oyuncular gözümde daha büyüdü,daha saygın bir hale geldi onlara koskocaman gönülden alkışlar. Çünki onlar hiç sıkılmadıklarını bize fazlasıyla gösterdiler. Ama bir genç oyuncu fazlaca dikkatimizi çekti. Eylül Soğukçay (Ayfer) sahne ışığı olan, yetenekli cıvıl cıvıl bir oyuncu adayı da diyebiliriz.Öncelikle sahnede içten ve doğal olamayı başarabiliyor.solo şarkılarının ikisi de çok güzeldi ve çok güzel söyleyip oynadı. Zihni Göktay’la çok güzel ikili olmuş ve hiç altında kalmadan oynamayı becermiş ama saygısını unutmamış. Sanırım bu tür oyunculara her tiyatronun ihtiyacı var. Kızımıza yürekten alkışlar. Derya Kurtuluş, Hülya Arslan, Naci Taşdöğen, Tarık Şerbetçioğlu, Betül Kızılok, Murat Bavli, Cem Uras, Müge Çiçek, Cem Karakaya ve beni bağışlasınlar adlarını yazamadığım tüm sanat emekçileri hepinizin emeğine yüreğine sağlık iyi ki varsınız.
    Bir teşekkürüm de bu değerli sitenin yapımcılarına.

  4. Dikmen Ardaşes said

    Öncelikle, üç saati aşan oyun boyunca performanslarını , tempolarını ve konsantrasyonlarını bir an olsun düşürmeyen,bırakmayan bütün oyuncuları yürekten kutlarım. Rejisörün bu kadroyu,şarkıları,müzikleri ve konuyu yeterince kullanıp değerlendiremediği kanaatindeyim oyunun başlangıç şarkısı beklenti düzeyini ve seyirciyi bir anda yükseltse de arkasından gelen Hakkı (Naci Taşdöğen-Nazire (Berrin Koper) sahnesi gereksiz uzunluğu ve sıradan komikliklerle biraz seyirciyi sıkıyor.Aslında Nazire rolünün oyunun bütününde fazla egzajere edildiğini düşünüyorum,yanılabilirim.Eylül Soğukçay ( Ayfer) sahne hakimiyeti,şarkıları,dansları ve düzgün oyunculuğu ile ustalarının arasında sıyrılıyor ona koskocaman tebrikler.Hülya Arslan’ı ( Perihan) daha önce Lysistrata oyununda izlemiştik bu defa oldıkça farklı bir rolde yeteneklerini sergiliyor.Derya Kurtuluş ( Asuman) rolünün hakkını ve karşılığını bütün samimiyetiyle bizlere yansıttı. Naci Taşdöğen (Hakkı) yer yer karikatüre kaçsa da sahnede çok sevimli ve plastiği sağlam bir oyuncu,Tarık Şerbetçioğlu (Naci) oyunun yükünü çekiyor diyebiliriz ve bunu da hakkıyla yapıyor alkışı hakkediyor.Tabi ki Zihni Göktay ustayı izlemenin keyfi bir başka ona uzun yıllar sahnede olmayı diliyoruz. Yalnız Asuman’la birinci perde de ki sahneleri biraz uzun gibi ama düetleri harika. solo şarkısına bayıldık. Üçüncü perde biraz reji ve koreografi olarak karmaşıktı oraya da fazla girmeyelim, sonuçta herkesi emeğinden ve performanslarından dolayı kutlarız

  5. Can Kerem Yavuzcan said

    Zihni Göktay’ı yeniden seyretmenin keyfini doya doya yaşadık. Bütün oyuncuları canı gönülden kutlarım hepsi çok başarılı. Eylül Soğukçay, hem güzel,hem yetenekli hemde genç ,sahnede ışıl ışıl yolu açık olsun. Tarık Şerbetçi yine çok iyi sahnede ben varım diyen türden bir oyuncu. Hülya Arslan, fiziği ve yeteneği ile Derya Kurtuluş, sevimli, içten oyunculuğu ile Naci Taşdöğen her daim evimizin oğlu tarzı ile öne çıkan oyuncular ama herkes çok başarılı, şarkılar danslar çok keyifli. Ellerinize sağlık

  6. Hayal meyal anımsadığım ilk Cibali Karakolu’nu Muammer Karaca’dan izlemiştim. Tuluat yapıp yapmadığı aklımda hiç kalmamış. Son izlediğim Cibali Karakolu’nda ise Komiser rolündeki Zihni Göktay her fırsatta araya metin dışı espriler ekleyerek izleyiciden epeyce alkış aldı. Onlardan biri dışındakileri beğendim ben de alkışladım. O beğenmediğim son perdedeki atama emrindeki (herhalde öztürkçe olmalı) dili anlamadığından manav çırağına okutma esprisiydi. Acaba bazı sahneler kısaltılarak üç buçuk saatlik oyun süresi kısaltılamaz mı? Oyun 20:30’da başladığına göre gece 24:00 sularında sona eriyor. İzleyiciler evlerine dönerken sorun yaşayabilirler, bu yüzden son perdeyi feda edenler bile olabilir.

    Oyuna epeyce emek verilmiş, müzik de eklenince bol şarkılı ve koreorafili bir müzikli güldürü olmuş. Koreografiyi başarılı bulurken, sahne ve ışık tasarımları beklentimin gerisinde kaldı. Ben oyuncuların tümünü beğendim, hepsi böylesine büyük bir oyunda oynamanın mutluluğunu yaşıyorlardı. Zevkle izlenen bir müzikli güldürü çıkmış ortaya.

  7. Zihni Göktay’ı özlemişiz onu sahnede seyretmek insana büyük bir keyif veriyor,ömrü ve sanatı uzun olsun onun gibisi kalmadı artık.3.perde de ki müzikli kaotik sahne dışında keyifle izlediğimiz bir oyundu. Şarkıların hepsi çok güzeldi ve oyuncular şarkılarda ve danslarda oldukça başarılıydılar diyebilirim ( Nazire ve Zehra rollerini oynayan oyuncuların şarkılara daha iyi çalışmaları gerek sanırım)Tarık Şerbetçioğlu belki klasik jön tarzında değil ama komediye yatkınlığıyla seyirciyi oldukça eğlendirdi, Eylül Soğukçay sahne ışığı olan bir yetenek ,Hülya Arslan abartıya yatkın rolü oldukça kıvamında ve sempatik olarak yorumluyor ve sahne güzelliğinin peşine düşmüyor,Naci Taşdöğen fazla etkili olmayan rolü son derece sempatik ve işlevsel kılarak oyunun rengi olmayı başarmış, Derya Kurtuluş Zihni Göktay’a başarıyla eşlik ederek altta kalmadan rolünün hakkını veriyordu. Şarkılarda ve danslarda oldukça usta olduğu belli. Diğer oyuncuların hepsi başarılı ellerine emeklerine sağlık.Bir de şu 100.yıl şarkısı ve afişleri pek olmamış sanki.

  8. Delbina Kedros said

    Fuyede çalan Şehir tiyatroları 100.yıl müziğinin oyun müzikleri kadar doyurucu ve keyifli olmadığını söyleyebilirim.Sözlerini hiçbir şekilde anlayamadık,müzik ise doyurucu ve akılda kalıcı olmaktan uzaktı. Sıcaklığı ve insanı saran bir yanı yoktu. 100.yıl için tasarlanan oyun afişleri ise bir tasarım felaketi dünyanın hiçbir yerinde böylesine saçma tiyatro afişleri görmedim. Keşke biraz araştırma yapsalardı. Oyun çok güzel bir açılış şarkısı ile oldukça yüksek başladı. Ama sonrasında gelen Nazire- Hakkı sahnesi gereksiz tekrarlanan diyaloglar ve karikatürize tiplemelerle gereksiz uzadı.Vodvillerde ve farslarda bu kadar karikatür tipler fazla sırıtıyor ve oyunu amacından saptırıyor,gerçi Hakkı rolünde (Naci Taşdöğen) sempatisiyle seyircinin beğenisini yakalıyor ama Nazire rolünde ( Berrin Koper ) bu tarzı bütün oyuna yaydığı için seyredilmesi yorucu bir tarz ortaya çıkıyor. Bu tarz oyunların olmazsa olmazı saf kız rolünde Hülya Arslan çok,çok başarılı, oldukça inandırıcı ve doğal bir tipleme yaratmış,hiçbir abartıya kaçmadan tam dozunda oynuyor, oyunun jönfi’si Ayfer rolünde ( Eylül Soğukçay) son derece başarılı bir oyunculuk sahneliyor. Şarkılarda ve danslarda sahneye son derece hakim.Avrupai tarzı ve görüntüsü onun için büyük avantaj. Sahnede güzel genç kızlarımızı görmek hele ki iyi oyuncularsa insana büyük keyif veriyor. Tarık Şerbetçioğlu ( Naci) belki jön kıvamında değil ama yine de çabalıyor. Operacı arkadaş da ( Sadi ) Cem Uras oldukça sevimli bir yan rol tiplemesi yaratmış. 3. Perde de Nazire’nin, kızı ve damadının arasında arkadaşının kocası olan Cafer’e kur yapmaya kalkışması pek sevimli olmuyor. Zihni Göktay için bir şey söylemeye gerek yok,geleneksel türün son örneği, son komik-i şehir.Onu uzun yıllar sahnelerde izlemek dileğiyle. Katkısı,emeğe geçen herkesin ellerine sağlık

  9. Aybüke Divaneli said

    Şarkıların ve müziklerin oldukça öne çıktığı bir oyun. Zihni Göktay bu türün son örneği diyebiliriz ve onu doya doya seyretmemiz lazım. 3. Perdedeki herkesin aynı devinimle sallandıkları bölüm biraz sıkıcı ve uzun geldi aslında sözler eğlenceliydi ama sanırım koreograik olarak zayıf ve sıkıcıydı. Nazire’nin “ sarilik olursun çığlıkları ve yatağa şemsiyeyle giren kayınpeder “ esprisini anlayamadık. Zihni ustanın Asuman’la olan ilk sahnesi uzun ve giderek temposunu kaybetmesi açısından biraz sıkıcı oldu ama Ustanın solo şarkısı harikaydı. Tarık Şerbetçioğlu elinden geleni yapıyor. Berrin Koper “ Kes ve Kaç “ oyununu tekrar ediyor ama biraz daha abartarak. Hülya Arslan “ Lysistrata “ oyunundaki erkeksi kadından sonra burada harika bir ( saf gelin ) tiplemesi yaratmış, keza “ Kes ve Kaç “ oyunun patenli saf hemşiresi Eylül Soğukçay vamp tiyatro oyuncusu Ayfer Şenay rolünde çok başarılı, şarkıları ve dansları çok iyi. Derya Kurtuluş tüm hünerini sergiliyor solo şarkısı ve Zihni Ustayla düetleri harikaydı. Naci Taşdöğen çok sempatik bir tip yaratmış seside şarkılarda çok iyiydi. Herkesin emeğine teşekkür ederiz tabiki bu oyunu ve Zihni Göktay’ı tekrar bizlere izlettiren Şehir tiyatrolarına da sonsuz teşekkürler. Ama lütfen şu afişleri değiştirin çok anlamsız

  10. Mustafa Kadimoğlu said

    Öncelikle belirtmeliyim ki yeni afiş düzeni İBŞT’ye hiç yakışmamış,hiçbir şey anlatmıyor kim akıl ettiyse saçmalamış. Zihni Göktay’ı yeniden sahnelerde görmek bizler için büyük mutluluk tabiki ama eski performansında olmadığı da bir gerçek.Oyun “ cibali karakolu “ gibi Türk tiyatrosunun temel taşlarından biri olunca beklentiler de o kadar büyük oluyor.. Naci rolünde ( Tarık Şerbetçioğlu ) oyunun jönü olmaktan çok uzak,peruklu jön yaratanların nasıl bir mizah anlayışı olduğunu merak ediyorum. Şehir tiyatrolarının elinde bu rolü oynayacak bir genç jön yok anlaşılan..Nazire rolünü oynayan ( Berrin Koper ) bütün oyun boyunca bağıra çağıra oynadı.aslında ne oynadığı da pek belli değildi. Perihan rolünde ( Hülya Arslan Soğukçay ) oyunun en sevimli tipiydi, ikinci perde de ki performansı ve oyunculuğu çok başarılıydı. Ayfer rolünde ( Eylül Soğukçay ) tiyatro için bir kazanç, yeni bir soluk ve yetenek bu genç kızımızı dikkatle izlemeliyiz.bu kadar usta oyuncu içinde böylesine sivrilebilmek önemli bir başarı.Asuman’da ( Derya Kurtuluş ) tam bu oyunun ve bu karakterin oyuncusu olduğunu ortaya koyuyor. Zihni Göktay’ın Lüküs Hayat’dan kalma espirileri zaman zaman yerine oturmasa da aldık kabul ettik.Cem Uras,Müge Çiçek,Betül Kızılok çizdikleri sevimli tiplemelerde başarılılar.Romanlar sahnesi çok keyifliydi. Tabiki Ali Otyam’ın müzikleri, Selçuk Soğukçay’ın şarkı sözleri oyuna büyük katkı sağlıyor, Adeta albümlük şarkılar vardı.Herkesin emeğine,yüreğine,sesine,nefesine sağlık.

Sorry, the comment form is closed at this time.