Ekin Yazın Dostları – Tiyatro

Ekin Yazın Dostları'nın Tiyatro Kaynağı

Market (Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu)

Posted by SERAY ANIL SAĞLAM 21 Kasım 2014

Market-1Yazan- Yöneten: Gökhan ERARSLAN
Yardımcı Yönetmen: Ertan KILIÇ
Dramaturg: Meryem ŞAHİN
Reji Asistanı: Egemen BERGAMA
Dekor Tasarım: Gökhan ERARSLAN
Kostüm Tasarım: Funda SARI
Işık Tasarım: Cengiz ÖZDEMİR
Müzik: Emrah Can YAYLI
Hareket: Utku DEMİRKAYA
Fotoğraf: İlker ERGİN
Teaser: Tarkan ÖZTÜRK
Seslendirme: Yiğit PAKMEN
Asistan: Arif AFGAN

Oyuncular: Burç KÜMBETLİOĞLU, Teoman MERMUTLU, Muzaffer ERCAN, Cem HAMZAOĞULLARI, Tolga ÇOLAK, Dorukhan KENGER, Kemal AĞAR, Gürcan YAVUZ, Şirin GÜRBÜZ, Ezgi ERARSLAN, Kamer KARABEKTAŞ, Dilara YILDIRIM, Yeliz BOZKURT ÜSTÜNDAĞ, Emre AVŞAR, Ünal HAKVERDİ, İffet KENDİRLİ, Gül Gülsün YILDIZ

Sansar, Piç ve Gazi… 

İzledikleri bir filmden etkilenerek hiç tanımadıkları dokuz insanı soğukkanlılıkla öldüren üç katil. Bir benzin istasyonunun marketinde başlayan tuhaf bir hesaplaşma ve sorgu…

Nedensiz şiddet olur mu yada katillik insanın doğasında var olan, doğuştan gelen bir güdü mü?

Yoksa katil, hiçbir zaman katile benzemez mi?  

Çolpan İlhan&Sadri Alışık Tiyatrosu’nun yeni sezon alternatif sahne oyunu Market, farklı kurgusu ve yalın anlatımıyla yeni gerçekçi, sıra dışı bir eser… Belki de bir tiyatro oyunundan daha fazlası…

Reklamlar

Bir Yanıt to “Market (Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu)”

  1. Genç yazar Gökhan Erarslan’ın Paşa Paşa Tiyatro adlı oyununu Devlet Tiyatrosu’nda izlemiş ve çok beğenmiştim. Erarslan bu kez oyunun yönetmenliğini de üstlenmiş. Her iki oyun da tümüyle farklı özellikler taşıyor, farklı izleyiciye hitap ediyor. Birinde epik özellikler var aydınlanmaya övgü sayılır, diğerinde ise dehşet, vahşet, cinayetler, yerden yere vurmalar, şiddet, küfürler. Tanıtım broşüründe buna “yeni gerçekçi” denmiş. Oysa biz bu tarz oyunları Dot’da, 0.2’de (daha sonra adları İkinci Kat oldu) ve birçok genç tiyatroda izledik, dünyayı bir de o gözle gördük. Bu türü herkes sevmeyebilir, sonunda bir anlatım yöntemi. Bu bakış açısıyla ele aldığımızda oyunun metninin ve yönetiminin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Oyunu anladığımızı düşündüğümüzde de oyuncular da görevlerini başarıyla yerine getirdikleri sonucu çıkıyor. 17 oyuncudan hiçbiri bireysel olarak ön planda değil, bazılarının rolü daha az ama hepsi büyük bir heyecanla oynuyor.

    Oyunun ortaya attığı sorulara gelince, onların en başında “Şiddet doğuştan gelen bir güdü mü?” geliyor. Onun da ötesinde “herkeste bir öldürme dileği oluşmamışmıdır?” sorusu da var. Ben bunlara olumsuz yanıt veriyorum. Şiddetin kişiye özgü bir güdü olduğunu, toplumsal koşullamalarla onun öne çıkartılıp görev haline getirilebildiğini düşünüyorum. Kişisel yapısında şiddet özelliği olmayanlarda bu özelliğin koşullama ve eğitimle yaratılabileceği düşüncesindeyim. Zanlıları yakalarken bir temiz döven güvenlik güçleri bunu neden yapar? Ya tutuklanmaları yerine öldürülenler? Tabii bunların tersi de var, çatışmalarda tanımadığı güvenlik gücüne hasar verenler. Bunlar yapılmadan istenen elde edilemez mi? Ben, insanların büyük bir çoğunluğuun genlerinde şiddetin bulunmadığını, bunun eğitim ve koşullama ile yaratıldığını düşünüyorum. Eğitimler ve bu düzenlerin kuruluşu doğal olarak genlerinde şiddet olup onu düzene taşımak isteyenler tarafından gerçekleştiriliyor.

    Bir başka açıdan baktığımda şunu düşündüm: Eğer soru “öldürme isteği” yerine “ölüm dileği” üzerine kurulsaydı durum ne olurdu? Bunun yanıtı biraz daha kolay, her “Allah kahretsin” dediğimizde, onun sonunda dilekte bulunan o kişiyi derinden üzen biri konusunda ölüm fermanı vermiş oluyorsunuz. Gün geçmiyor ki bu sözü duymayalım, işte bunu herkes değil ama büyük bir çoğunluk her gün söylüyor.

    Oyunla ilgili bir de kişisel dileğimi belirtmeliyim. Küçücük salonu zehir gibi bir havayla oturulmaz hale getiren sigara dumanının oyuna katkısı değil zararı olduğu kanısındayım. Ben dikkatimi bu zehir gibi kokudan oyuna kaydırabilmek için epeyce zorlandım. Bu genç dostlarım bunu bir gün anlıyorlar ama o zaman da çok geç oluyor, her genç topluluk bize bu işkenceyi yapıyor, bu da başka bir oyunun konusu olabilir! Kendi istemim dışında benim ölüm riskimi arttıranların beni öldürenlerden ne farkı olacak?

    Özetle, “Öldürme ve şiddet güdüleri insanın doğasında var mı?” sorusu başarılı bir şekilde sahneye aktarılmış. Tüm ekibi kutluyorum.

Sorry, the comment form is closed at this time.