Ekin Yazın Dostları – Tiyatro

Ekin Yazın Dostları'nın Tiyatro Kaynağı

Archive for the ‘2017 – 2018 Sezonu’ Category

2017 – 2018 Oyunlarıyla ilgili tüm bilgiler

Oyun Karıştı (Tatavla Tiyatro)

Posted by Aydın Ergil 27 Mart 2018

afis oyun karisti

Yazan:  Ken Ludwig
Çeviren:  Filiz Ofluoğlu
Yöneten: Eraslan Sağlam
Yardımcı Yönetmen: Ercan Ertan
Koreografi: Özge Midilli
Dekor Realizayon: Sırrı Topraktepe
Işık Tasarım: Allen Ohan Dülger

Genel Koordinatör: Sadık Seven

Oyuncular
Asker:
Halil Zal
Webster: Murat Yılmaz
George: Eraslan Sağlam
Paul: Sadık Seven
Ethel: Ürüncan Keskin
Brütüs: Burak Çağlar / Murat Avni Yürekli
Rosalind: Deniz Özçelik
Howard: Atahan İ. Keskin
Charlotte: Tuba Z. Sağlam
Liz: Aydan Akboğa
Richard: Ercan Ertan
Hasta Bakıcı: Utku Çetin
Kadın: Gözde Yıldız

Komedi, 2 Perde, 2 Saat 20 dakika

Oyun Karıştı yani orjinal adıyla Moon Over Buffalo, görkemli tiyatro geçmişlerinin ardından yıldızları sönen ve bir türlü Hollywood’da istedikleri başarıyı yakalayamayan ama yine de tiyatrodan vazgeçmeyen karı-koca Charlotte ve George Hay’in kumpanyasında yaşanan olayları anlatıyor.

Steven Spielberg’in yeni çekeceği film için görüşmelere giden ancak rolleri Anthony Hopkins ve Susan Sarandon’a kaptıran Hay çifti turnede oldukları sırada Spielberg’den gelen süpriz bir telefonla yeni bir heyecana kapılarlar çünkü Spielberg, Cyrano de Bergerac ve Özel Yaşamlar oyunlarındaki performansları ile göz dolduran bu iki oyuncuyu sahnede izlemeye gelecektir. Ancak onlarda heyecan yaratan bu fırsatı yakalamaları için kendi içlerindeki karmaşayı çözmeleri gerekmektedir.

Oyunculardan Liz, George’dan hamile kalmış, Charlotte avukatı Richard Maynard ile gitmeye, çiftin oyuncu kızları Rozalind  tiyatroyu bırakıp bir yerel televizyon kanalında hava durumu sunucusu Howard ile evlenmeye karar vermiş, oyuncu Webster kumpanyayı terk etmek üzeredir  ve George ortadan kaybolmuştur. Rozalind’e aşık tiyatronun müdürü Paul, hem tiyatroyu toparlayıp temsili oynatmak için elinden geleni yapmaya  hem de Rozalind’i geri kazanmaya çalışmaktadır. Kulakları ağır işiten kayınvalide Ethel karışan ortamı bilmeden daha bir karıştıracak, kendisine Brütüs rolü önerildiğini iddia eden bir oyuncunun da çıkmasıyla karışıklığın dozu daha da artacaktır.

Mart Tarihleri
27 Mart Salı 20.30 Tatavla Sahne
31 Mart Cumartesi 20.30 Tatavla Sahne
Nisan Tarihleri
07 Nisan Cumartesi 20.30 Tatavla Sahne
13 Nisan Cuma 20.30 Tatavla Sahne
24 Nisan Salı 20.30 Tatavla Sahne
Reklamlar

Posted in 2017 - 2018 Sezonu | Leave a Comment »

27 Mart Dünya Tiyatro Günü – Ulusal Bildiri – 2018

Posted by Aydın Ergil 27 Mart 2018

Zehra İpşiroğlu-2015

Yazan: Profesör Dr. Zehra İpşiroğlu

TİYATRONUN USTALARI

Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum! 
Doğru söz delilik. 
Bertolt Brecht

‘Onların’ peşindeyim. Klişe üretmeyenlerin, boş laf söylemeyenlerin, sahneyi bir ego gösterisine dönüştürmeyenlerin, sulu espriler ya da ucuz etkilerle izleyiciyi tavlamayanların, yaşamdan kaçmayanların, zamanımızı çalmayanların, baştakilere yaranmak için kırk takla atmayanların peşindeyim. Beni güldüren, ağlatan, şaşırtan, yadırgatan, düşündüren, ezberimi bozan, belki de bir an durup kendime döndüren tiyatro ustalarının peşindeyim.

Neden sahnedeler, ne yapıyorlar, ne söylemek istiyorlar? Ve işte şimdi, şu an onlarla aramda nasıl bir iletişim kuruluyor, nasıl bir enerji akıyor, ne hissediyorum? ‘Onları’ yakalayamazsam, tiyatroda sıkıntıdan patlayabilirim, uyuyup kalabilirim, benim burada işim ne diye kendime kızabilirim… Her şeyin ucuz bir tüketime dönüştüğü bir ortamda hiç de kolay değil onları yakalamak. Tıpkı iyi bir roman okumanın, iyi bir film izlemenin de kolay olmadığı gibi.

Diyelim ki bir izleyici ya da eleştirmenim. Sadece tiyatro tüketiminin tuzağına düşmemek de yeterli değil şüphesiz. Çünkü ben öyle bir ülkeden geliyorum ki tiyatronun insanca yaşayabileceğimiz barışçıl ve demokratik bir toplumu savunma gizilgücünün ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Acaba benim tiyatro ustalarım bana bu yolda ne söylüyorlar?

Diyelim ki bir tiyatro yazarı, yönetmeni ya da oyuncuyum. Yaşamın akışındaki acıları, çatışmaları, haksızlıkları yüreğimde hissediyorum. Nefreti, şiddeti, yalanları, hile ve komploları görüyorum. Savaşın, sömürünün, sürgünün, adaletsizliğin, acının, yokluğun yarattığı bir karmaşa içinde yitip gitmek üzereyim. Çaresizlik mi? Hayır, ben tiyatrocuyum ve yaşamı bir yerinden yakalayabilirim, anlamak için çaba harcayabilirim, yaşamı okuyabilirim. Ama bu benim ülkemde hiç de kolay değil, çünkü yaşam çoğu zaman bütün acı, gülünç ve absürt yanlarıyla sanatı kat kat aşıyor. Bunu her gün yeniden ve yeniden yaşıyorum. Tam bir şeyi yakaladım dediğimiz anda olaylar öyle bir kasıp kavuruyor ki ortalığı, sözcüğün bittiği yerde buluyoruz kendimizi.

Bir dönemin büyük oyunları da karanlığında gizlenen birer masalı andırmıyorlar mı? Öyleyse önemli olan bu masalı yeniden keşfetmemiz mi? Evet, benden önce yaşamış büyük ustalar var bana yol gösterecek, yazdıkları oyunlar yüzyılları aşıp, bugünlere gelmiş. Onlar acıyı, hüznü anlatıyorlar, karşı koymayı, direnmeyi. Onlar umudun sesi… Yazar, yönetmen ya da oyuncuysam onlardan da öğrenecek çok şey vardır mutlaka.

Tiyatro, yaşamla arasındaki bu kıl payı kesişmeyi yakalamışsa mucizeler yaratabilir. İyi ama, nasıl? Bu acaba nasıl bir toplumda yaşadığımıza mı bağlı? Tüketim toplumunun uyuşukluğu içinde donup kalmışsak, tiyatro krizini aşmak için gerekli olan, Dario Fo’nun alaycı sözleriyle, ‘cadı avı’ mıdır; tiyatrocuların korkmaları, sarsılmaları mıdır? Öyleyse baskıcı toplumlarda tiyatronun işi daha mı kolay? Böyle bir ayırım yapılabilir mi? Hayır, çünkü tüketim de, baskılar da bütün ülkelerde farklı dozlarda yaşanıyor. Eşitsizlik giderek artıyor, demokrasi anlayışı çöküyor, savaşlar ortalığı yıkıp yakıyor, yaşadığımız dünya kıyasıya harap ediliyor. Kendi ülkemdeki sorunlar başka ülkelerde yaşananlarla girift bağlantılar içinde gelişiyor.

Öyleyse aslolan bütün sınırları aşan bir duyarlılık, empati, dayanışma duygusu ve direnme gücü değil mi? Tabii yürekten inanmak da gerekiyor yapılan işe, her tür dayatmaya karşı koyarak özgün olmak, anlamaya çalışmak ve yaşamın bunca kargaşalığı içinde kendi yolunu bulmak. Bu başarılmışsa mutlaka aynı heyecan, aynı duyarlılık, aynı sorgulayıcı bakış izleyicide de uyanacaktır.

Şimdi bir oyun izleyeceğiz… Ne hissedeceğiz, ne düşüneceğiz? Acaba hüzünlenecek miyiz yoksa gülecek miyiz? Hoşumuza gidecek mi izlediklerimiz, yoksa anlamsız mı gelecek, neden? Kafamızdaki duvarları yıkacak mı, bize yeni bir güç, yeni bir umut verecek mi? Oyunun sonunda bütün bunları bizlere yaşatan tiyatrocuları büyük bir heyecan ve sevgiyle gönülden alkışlayabilecek miyiz?

Şimdi söz izleyicide.

Yazar, Eleştirmen, Akademisyen
Profesör Dr. ZEHRA İPŞİROĞLU

Kaynak: http://www.mimesis-dergi.org/

Posted in 2017 - 2018 Sezonu, Duyurularımız | Leave a Comment »

İstasyon (İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Posted by Aydın Ergil 11 Mart 2018

Yazar: Olexandr Viter
Çevirmen: Senem Cevher
Yönetmen: Ali Atilla Şendil
Dekor Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen
Kostüm Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen
Işık Tasarımı: Nejat Karaorman
Yönetmen Yardımcısı: Berrin Akhasanoğlu
Yönetmen Asistanı: Ozan Dağara, Tuğçe Topçu

Oyuncular:
Gamze Yapar Şendil, Berrin Akhasanoğlu, Zeynep Alper

Bir Perde Bir Saat

“İstasyon, egomuzu tatmin eden sahte arzuları değil, gerçek arzularımızı talep ediyor.” Yolu istasyona düşen üç kadın, zamanla bu mekanın mutlu esirleri haline gelip, kendi kabukları içinde yaşamaya mahkum olacaklardır. “Yanılsamalara değil, gerçek arzularına ve hayallerine kavuştuğun an, bu sana korku ve ürperti verecek.”

 

 

Posted in 2017 - 2018 Sezonu | Leave a Comment »